1 Haziran 2009 Pazartesi

UNUTULMAK KADERİM...

Böylemidir hep dünya?
Adeletmidir sizce yaşadıklarımız yaşattıklarımız?
Birileri her zaman unutulurmu bir köşede, bir ağaç altında, kırık bir içki masasında, park köşelerinde yada bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında?
Bizim gibiler doğuştanmı mahkum yoksa unutulmaya? Hayatın bize kestiği bir ömür sürecek boynumuza astığı cezamızmı hep unutanları düşünmek, onları aramak, onları dilemek?
Yumruk kadar kalbim var, bir oraya atarlar bir buraya. Kırarlar, kırarlar defalarca. Sonra sonramı yetmezmiş gibi kırdıklarını unutup bir daha kırarlar...
"Aşkım,aşkım neredesin yum gözlerini, uzat ellerini korkma sakın ben buradayım" derler ararsın. Ararsında bulamazsın;gözlerini açsan göreceksin, ama gözlerini açmaya korkarsın, yalanın soğuk nefesini ürpererek suratında hissedersin gözlerini açamazsın korkarsın çünkü yannda her zaman olduğu gibi kimseyi bulamayacağından eminsindir. Giden gitmiştir çoktan,terk edilmişsindir yine ama bu sefer bir oyunun içinde...
Kayan birbirinden parlak yıldızlar gibi bir solukta çekip giderler, senden olabildiğince kilometrelerce öteye.
Batan gemiler gibi okyanusların karanlık, soğuk, dibine terk ederler seni yanlızlığa, balıklar bile uğramaz yanlızlığını bozmamak için. Suyun içinde susuz kalısın, güneş bile ulaşamaz sana oda seni karanlıklara terk eder
"Arkadaş,arkadaşım" diye bağrına bastıkların cayar senden öyle bir gün gelirki tek kalırsın masanda, dünyanda. Sağında yarım şişe rakı, solunda tabakta biraz çerez, üç dilim kavunla bir dilim beyaz peynirle hayata tek tabanca devam edersin.
Başını iki elinin arasına alır düşünürsün, düşünürsün, o çok iyi hatırladığın mazin bile gelmez aklına, onun hayali bile terk etmiştir seni. Çalan şarkılar bile bir gariptir sana "nerede o eski şarkılar" dersin derin derin nefes alırken büyük bir özlemle daha içmeden sarhoş eden şarkılar nerede dersin
Gözyaşların o ela gözlerini terk eder "eyvallah" bile demez yanaklarından süzülüp toprağa düşerken. Gün gelir gözlerin ağlamayı unutur en son nerede bıraktığını gözyaşlarını.
Hergün biraz daha güzelleşir sevdiğin, çirkinliği sende terk ederek. Senin suratındaysa cinayetler işlenir, maten rüzğarları altında kan gövdeyi götürür ve her gün yeni bir insan gömülür...
Bir kurşun terk eder silahın namlusunu oda bir süre sonra hedefini bulunca unutur namlusunu, boş bıraktığı kovanını. Bir kuş terk eder yuvasını onunda vakti gelmiştir, yuva orada kalır, kuş uzaklarda yalınız, yuva boş dururmu sandınız oda bırakır bulunduğu dalı bir süre sonra.
Dev dalgalar sahili terk eder geri döneceğini bile bile ve giderken kumsala büyük bir özenle yazılmış "seni seviyorum" yazılarını silip süpüre süpüre...
Gündüz insanları terk eder karanlığa, karanlık insanları gündüze. İçki şişeyi terk eder kadehe giderken oradan da kadehi aynı akıbet bekler onuda terk eder mideye ulaşmak için, hiç düşünmez geride bıraktıklarını kadehin halini şişenin akıbetini...
Sen beni terk edersin...Güzellikleri sevgileri alıp,kahrını çilesini bana bırakırken!
Ve senin gibi niceleri terk eder beni, terk edilmek sana yakışıyor diye...

1 yorum:

  1. ve sen gitgide büyürsün,çoğalırsın kendi içinde kalabalık yalnızlığında...vefalılar kalır sadece geride...elini tutabildiğin sürece onlarla paylaşırsın yalnızlığını...çok olmasalarda senin kadardırlar...

    YanıtlaSil