*Tamir edilemecek günahlarım oldu, ne bu dünyada telefi edebileceğim nede diğer tarafta. Ancak affını dilemekten başka elimden yapacak başka bir şey gelmeyecek işler yaptım ama sana duyduğum aşk işlediğim en büyük günahtı belkide…evet adı içeriği olsa olsa bu olur günah, kimseye zarar vermeden sadece kendi bedenime ve ruhuma karşı işlediğim bir günahsın sen benim için, ne bu dünyada affı mümkün nede diğer tarafta.
Sevmemeliydim bile bile sevdim, çekip gitmeliydim ama ben her çekip gitmelerde sana birkaç adım fazlasıyla geri koştum. Bazı sevgiler bazıları için başta yasaktır aynı ademin cennetten kovulmasını sağlayan yasak meyve gibi ama ben, bile bile yasakları alaşağı ettim sanki sana kavuşunca sen yanımda olunca adalet beni yargılamayacak sorunlar,suçlar cezalar ortadan kalkacaktı.
Gözlerim kararmış sana sabitlenmiş, beynim kendini çalıştıran tüm çarklarını sana geldiğinde söküp atmış ve öylece sende kalmıştı. Böyle olmamalıydı aşk böyle olmazdı bir tarafın delice sevip diğer tarafın sırf canı sıkıldığı için oynadığı bir kağıt oyunu değildi. Tabi yeşil çuhayla kaplı masanın bu tarafında durum böyleydi ama senin sandalyenin olduğu masanın diğer tarafnda ise durum tam tersi, Sen bu oyuna sıkıldığın için dahil olmuştun bense aşkını kazanmak için ter döküyordum. Midemi bulandırıyorsun biliyormusun artık, ter damlacıkları alnımda boncuk boncuk durmuş, yüzümden birer birer kayıp gitmek için sırasını bekliyor. Sana tutulduğumdan beri yitirdiğim değerler, sana karşı beni uyaran aç gözünü kör aşık diyen ve benim kalplerini bir bir kırdığım, hayatımdan kayıp giden arkadaşlarım gibi. Seninle yaşadığım baş başa geçirdiğim günleri ve senin bu yaşananların bir dakikasının bile umrunda olmadığını öğrenmek mideme kramplar girmesine bir kadının çektiği doğum sancılarını andıran bıçak gibi saplanan acıların girmesine neden oluyor.
Sen beni odanın bir kenarında yakılmış bir tütsü çubuğu gibi için için yakarak tüketiyorsun. Güzel kokular yayarak yanan cubugun içindeki ateşsin sen ve Sona gelindiğinde kendiliğinden söneceksin, benden başka kimse fark etmeyecek ve senden geriye bedenimi terk ettiğinde küllerimin kalacağını, yardım için elini uzatanların elinde dağılacağımı bile bile çekip gideceksin.. başka bir tütsü çubuğunda yeniden hayat bulmak için.
Gözlerini ne kadarda ustaca kullanmıştın, biliyordun herkes gibi bu aptal aşıkta inanırdı ”gözler yalan söylemez” lafına, ilk başta sevgi fışkırtan o iki elmas parçası gözler aslında için için beni yerermiş de, benim aptallığıma dokundururmuş da, gözüme inen o kalın pembe aşk perdesi görmemi fark etmemi engellermiş.
Neşeli güleç yüzlü kadınlar çekici olur derler, acaba beni de senin ekseninde dönmem için sabitleyen o güleç maskesi takmış yüzmü olmuştu. Yüzünün üzerine kat kat takılmış maske seni tanıdıkca birer birer çıkıyor, gerçek yüzüne doğru yaklaşıyordum. Ama ben aptal aşığı oynamaya devam ederek, her seferinde yok canım daha neler diyerek bu sendeki değişimleri geçiştirerek kendimce makul cevaplar bulmaya, olumlu sonuçlarla yorumlamaya çalışıyordum. Ve sen beni her kaybetmeye çalışmanda ben seni yeniden ama yeniden kazanmaya çabalıyordum….
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder